Genel

Tolga Saltık buğdayda son durumu değerlendirdi: “‘Yok’ üzerinden kampanya yürütülmesi doğru değil”

Küresel iklim değişikliği ile birlikte gelen kuraklık, Ukrayna-Rusya savaşı ve pandemi dönemi ile ülkelerin buğdayda stok tutmaya yönelmesi buğday fiyatlarında yönü yukarı itti. Şubat ayından bu zamana kadar yüzde 40’a kadar değer kazanan buğdayın son durumu ve piyasalara olan etkisi hakkında Keşanlı iş insanı ve AK Parti Keşan eski İlçe Başkanı Tolga Saltık konuştu.

Yağış rejimi değişti

Öncelikle değişen iklim ve yağış rejimi hakkında açıklamalarda bulunan Tolga Saltık, geçtiğimiz dönemlerde dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kuraklığın görüldüğünü belirterek, bir yandan da yağış rejimi kaynaklı tarım takviminde kaymalar meydana geldiğini ifade etti.
“2020 ve 2021 hasadında bu kuraklığı Gaziantep, Şanlıurfa sonrasında da Konya’da bu kuraklığı gördük.” diyen Saltık, sözlerine güncel verileri yorumlayarak, “Şu andaki buğday üretim yılı itibariyle ise Şubat ayı yağış raporunda da Marmara Bölgesi’ne normalin yüzde 61, 2021 yılına göre ise yüzde 59 daha fazla yağış düştüğünü görüyoruz. Bu Ege için ise yüzde 59 ve yüzde 98 olarak kayıtlara geçiyor. Yani kış yağışlarına bakarsak bir sorun görülmüyor; ama bitkinin ihtiyacı olan Nisan-Mayıs yağmurlarını da vaktinde alabilirsek 2022 yılının buğday üretiminde bir sorun beklemiyorum. Bir miktar gübreleme kaynaklı sıkıntı konuşuluyor; ama yağışların normal gidiyor olması da gübrelemeden kaynaklı eksikliği fazlasıyla tolare edebilecek bir imkana da sahip.” diye devam etti.

“Bize düşen mevcut sahayı daha efektif kullanmak”

Küresel iklim değişikliğinin ve ılıman iklimin kuzey bölgelere de genişlemesiyle Türkiye’nin buğday ithalatının ciddi bir bölümünün yapıldığı Ukrayna ve Rusya’da farklı etkileri olduğunu ifade eden Saltık, “Rusya ve Ukrayna’da son 5 yıl için her türlü tahıl üretiminde ciddi bir üretim artışı var. Bu teknoloji kaynaklı değil. Küresel ısınma özellikle kuzey bölgelerde daha fazla tarımsal alan açılmasına sebep oldu. Türkiye’yi Ukrayna ve Rusya’yı mukayese ettiğinizde beher metrekarede onlardan çok daha yüksek üretimler yapıldığını görüyoruz.” derken, Türkiye’de üretimin iyileştirilmesi anlamında adımlar atılması gerektiğini şu ifadelerle kaydetti. “Ancak biz yeni tarımsal saha açamadığımız için bize düşen mevcut sahayı daha efektif kullanmaktır. Birim metrekarede daha yüksek üretim yapabilecek tohum ve tarımsal faaliyetler ile bunu becerebilmeliyiz.”

“Mısır bize bir bela gibi gelmeye başladı”

Öte yandan Türkiye’de hasat edilen bitki gruplarında bazı değişiklikler de yaşandığına kayıt düşen Saltık, bu konu hakkında bazı açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de ürün deseni değişiyor. Akdeniz’de pamuğa, İç Anadolu’da mısır ve bölgemizde de kanola ekimine kaymalar görüyoruz. İleriye dönük olarak gördüğüm bir mısır problemi olduğunu düşünüyorum. Türkiye bundan 25-30 sene öncesinde mısır ihtiyacı olan bir bölge değildi; mısır bize bir bela gibi gelmeye başladı. Vahşi sulama var, bundan dolayı obruklar oluşmaya başladı bunu görüyorsunuz. Bununla birlikte 6-7 milyon ton mısır üretimi, bizim ana kalemimiz olan ayçiçeği ile buğdaydan ve hatta arpadan tarım alanı çalmaya başladı. Buna Türkiye’nin ne kadar ihtiyacı var, bunun tartışılması lazım diye düşünüyorum. ” sözleriyle açıklamasına devam eden Tolga Saltık, “Biz mevcut tarımsal sahalarımızı daha efektif kullanmak zorundayız.” diye konuştu.

Kuraklık alarmı fiyatları yukarı çekti

Peki kuzeyimizdeki savaş buğday piyasasını nasıl etkiledi? Bu etkiyi görmeden önce Rusya-Ukrayna arasında patlak vere savaştan evvel Temmuz 2021 dönemine gitmenin gerektiğini söyleyen Tolga Saltık, şöyle konuştu: “Ukrayna ve Rusya limanlarından çıkan buğdayın Türkiye limanlarına teslim fiyatı yaklaşık 250 dolar civarındaydı. Kurban Bayramı’na girdiğimiz dönemlerde Amerikan Tarım Bakanlığı, bir rapor yayınladı ve içinde bulunduğumuz Karadeniz havzasındaki kuraklığı işaret etti ve rapordan hemen sonra da tonda 50 dolara yakın bir hareket oluştu. 15 Temmuz’da 250 dolara mal olan buğday Temmuz sonunda 300 doları gördü.”

“TMO stoklama yapabilirdi”

“Geçen sene açıklanan taban fiyatı çok düşüktü, daha sonradan 400 dolara bile Toprak Mahsulleri Ofisi ithalat yapmak zorunda kaldı” gibi eleştirileri duyuyorum; ancak bunun haklı bir eleştiri olduğuna inanmıyorum. O zamanki koşullar itibariyle Türkiye’de verilmiş olan fiyatı, dolar bazlı ve Rusya-Ukrayna’dan yapılan ithalat ile karşılaştırdığınızda onun çok üzerinde bir fiyat vardı ve 290 dolarlık fiyatları satın alacak bir buğday fiyatı vardı Türkiye’de. Burada yalnızca kendi üreticinizden daha ucuza alma imkanı varken ve ortada buz gibi bir kuralık varken; bir miktar daha fazla alıp TMO bir stoklama yapabilirdi.”

“‘Yok’ üzerinden bir kampanya yürütülmesi doğru değil”

Savaşın gelişi ile Ağustos ayında 300 dolar olan buğday fiyatlarının 100 dolar prim yaptığın söyleyen Saltık, iç piyasadaki buğday fiyatlarına da etki ettiğini belirtirken, Türkiye buğday temininde sorun yaşandığı yönündeki söylemler için ise; “Mısır, Libya, Cezayir gibi bazı ülkeler buğday bulamazken bizde böyle bir sorun olmadı. Öte yandan pandeminin de ülkelere farklı bir ders niteliğinde bir durumu da oldu. Ülkelerde gereksiz stok taşıma eğilimleri oluşmaya başladı. Yoksa bundan tam 2 sene önce buğday fiyatları 190 dolar civarındaydı. Şu anda konuştuğumuz 400 dolarlara göre dolar bazlı 2 kat fiyat oluştu. Ne dünyada ne de Türkiye’de ‘Yok’ üzerinden bir kampanya yürütülmesi de doğru değil. Buğday üretimi ziyadesiyle yapılıyor.” dedi.

“Buğday ihracatı kapanmamalı”

Son olarak Türkiye’nin buğday ithalatının yüzde 78’ini Ukrayna ve Rusya kaynaklı olduğuna vurgu yapan Saltık, gelen tüm buğdayın iç piyasada tüketilmediğine dikkat çekerek, “Bu ürünlerin yarıdan fazlası un ihracatı için kullanılıyor. Eğer Avrupa Birliği’ni tek bir ülke olarak kabul edersek, Türkiye hem miktar hem de döviz bazında dünyanın 1 numaralı ihracatçısı konumunda olan bir ülke.” şeklinde konuştu ve un ihracatının kapanması yönündeki söylemlerin yanlış olduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin un ihracatının buğday pazarında direkt bir etkisi yoktur. Aksine un ihracatının kırık buğday ve kepeğin de hammaddesi olarak düşünüldüğünde yem fiyatlarının makul seviyelerde kalmasına bir faydası var. Kapasite doluluğu sağlar.” dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu