Haberler

Dr. Özdağlı, “aşı” konusunda merak edilenlere cevap verdi ve influenza – koronavirüs birleşme tahlikesine dikkat çekti

Yaz aylarını atlatarak kış aylarına ulaşan ölümcül salgın koronavirüs ile geçtiğimiz sene sonbahar ve kış aylarında etkisini büyük bir şiddetle hissettiren, hastanelerde doluluk oranlarının aşılmasına sebep olan influenza salgını birleşmeye hazırlanıyor.
İlk defa iki salgını aynı anda yaşayacaklarını ve büyük zorluklar yaşanacağını belirten Edirne Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Uğur Özdağlı, tanı konusunda problemler meydana gelebileceği öngörüsünü dile getirdi ve “İşimizin daha da zorlaşacağını değerlendiriyoruz.” dedi.
Özdağlı, kısıtlı sayıda gelecek aşı konusunda hayati önem arz eden uyarılarda bulundu.

İki salgın birleşecek: “İyi bir sonuç olmayacak”

2019 – 2020 kışa geçiş sürecinde, Keşan ve bölge genelinde etkili olan, bunun yanında hastanelerin acil servislerinde ve yataklı odalarında yoğun bir doluluk oluşmasına neden olan influenza salgının etkilerini anlatan Dr. Özdağlı, koronavirüs salgını ile de birleşerek geri döneceğine vurgu yaptı.
Özdağlı, şunları söyledi: “Geçen sene kış döneminde çok ağır bir İnfluenza salgını yaşadık. O bittikten sonrada ilk korona virüs vakasına rastlandı. İnfluenza grip hastalığı ile korona virüs salgınını bir arada yaşamadık.
İkisi bir araya geldiğinde ne yapacağını çok net bilemiyoruz.
İnfluenza zaten başlı başına bir sorun. yüksek ateşle seyreden yine korona gibi risk gruplarında; astım, şeker, KOAH, kalp ve kemotrapi gören hastalarda çok ciddi sıkıntılara yol açan bir virüs salgını. Bunun üzerine yine aynı risk gruplarını seven ve özellikle akciğer tutulumuyla seyreden bir korona hastalığı yaşayacağız. Kişisel fikrim, iyi bir sonuç olmayacağı yönünde. Çünkü tanılarda sıkıntı yaşayacağız.”

“İnfluenza mı, korona mı?”

Üstüste gelerek hekimleri hayli zorlaması beklenen salgınlar için tanı ve teşhis konusunda belli yöntemler olsa da problemler yaşanacağını tahmin ettiğini belirten Özdağlı, “İnfluenza için de korona için de bir takım testler var ama bu testlerin yüzde yüz doğruluğu konusunda şüpheler var. Bakanımız da söylüyor; testin alınma yöntemi, testin şekli, hastadan kaçıncı gün aldığın, saklama ve taşıma şekilleri vs. bu testlerin doğruluğu ve güvenilirliği konusunda şüphe uyandırıyor. Hekimler zaten laboratuvar ve tanı testlerinden önce hastanın klinik bulgularına dayanarak tedavi yaparlar ki; Türkiye’de korona tedavisi alan hastaların neredeyse yarısından fazlası, hekimlerin kendi deneyimlerine göre laboratuvar ve görüntüleme ile tanıyı koyduğu vakalar. Dolayısıyla test sonucunun pozitif veya negatif olması bizim önümüzdeki hastaya bakarak değerlendireceğimiz bir kriter. İnfluenza ve koronanın birlikte olması öncelikle ‘Hangisiyim?’ sorularına yol açacak. İnfluenza için kullandığımız birtakım ilaçlarımız var. Ama korona için tüm dünyanın da bildiği gibi net, spesifik, hedefe özgü bir tedavi şekli yok. Özellikle influenza salgını başladığında korona ile beraber bu sürecin sıkıntılı geçeceğini öngörüyoruz. İşimizin biraz daha zorlanacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

“Risk gruplarına bile grip aşısı vurmakta sorun yaşayacağız”

Hastalıklardan korunma yolunda en etkili yöntem olan aşı konusunda değerlendirmelerde bulunan Dr. Özdağlı, geçtiğimiz sene yaşanan aşı bulma probleminin bu sene de tekrarlanma ihtimalinin bir hayli yüksek olduğunu belirtti.
Dr. Özdağlı, “Geçen sene Türkiye’ye aşının kur farkından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı çok az geldiğini söylemiştim. Bu sene de benzer sorunlar yaşanacağını öngörüyoruz. Çünkü grip aşısı üreten 2-3 firma diyor ki; ‘Ülkelere geçen sene ne kadar verdiysek bu sene de o kadar vereceğiz.’ Yanılmıyorsam geçen sene Türkiye bu aşı firmalarından 2 milyon civarında aşı almıştı. Bu senede 2 – 2,5 – 3 milyon aşı geleceğini tahmin ediyorum. 80-81 milyon nüfuslu bir ülkede 2,5 milyon doz aşı sadece risk gruplarına bile yetmeyeceğini düşünüyorum. Bu da beni endişelendiriyor. Öyle bir endişe var ki herkes grip aşısı olmaktan ve bazı ilaçları almaktan bahsediyor. Bence risk gruplarına bile grip aşısı vurmakta sorun yaşayacağız. Umarım yanılırım.” dedi.

Zatürre aşısı için öncelik nasıl belirlenecek ?

Son günlerde vatandaşların yaptırmak için adeta yarışa girdiği zatürre aşısı konusuna da değinen Özdağlı, sınırlı sayıda gelen aşının kullanımı konusunda öncelik hususuna dikkati çekerek;
“Aile Hekimi arkadaşlarımdan takip ettiğim kadarıyla <Zatürre Aşısı> diye adlandırılan aşıya karşı çok ciddi bir talep var. Bu aşı da tıpkı grip aşısı gibi belirli risk gruplarına yapılması gereken bir aşı. Duyuyoruz, eczanelerde insanlar aşılara sıra yazdırıyor, bu aşıları temin etmeye çalışıyor. İnsanların bu konularda kendi bireysel kurtuluşlarını araması anlaşılır bir kaygı ama eğer böyle bir pandemi atlatacak isek toplumsal dayanışma içerisinde olmalıyız. Risk gruplarındaki insanların bulamadığı aşıyı, başkaları bulup para ile yaptırıyorsa, bu haksızlık. Ben kendi adıma İnfluenza aşısını her sene yaptırmaya çalışıyordum. Bu yıl da bulabilirsem yaptıracağım ama zatürre aşısı yaptırmayı düşünmüyorum. Kendimi, sağlıkçı olmama rağmen bu risk grubunda tanımlamıyorum. Ama bu risk grubunda olanlar bu aşıyı bulamıyorsa ve sağlıklı olan bir insan ‘İleride ya hastalanırsam? diye bu aşıyı yaptırıyorsa, bence bu durum ülkedeki toplumsal dayanışmayı zedeler.” ifadelerini kullandı.

“Ürettiğimiz aşıyı, yurt dışında bulmakta zorluk yaşıyoruz”

Özdağlı, son olarak, aşı konusunda hekimlerin gerekli bilgiye sahip olduğunu belirterek, “Hekimler, bu aşıların kime öncelikli yapılması konusunda bilgi, beceri ve deneyime sahip insanlar. Sağlık ocaklarına, aile hekimliklerine gidip aşı yoksa şiddete varan öfkeler gösteren insanlar olduğunu söylüyor hekimler. Bu konudan rahatsızız, mesleki anlamda sıkıntı yaşıyoruz. Hem korona ile savaşıyoruz hem de şiddete maruz kalıyoruz.” dedi.
Özdağlı, ülkemizde olmayan aşı üretimi için de üzüldüğünü belirtti.
Bunun yanında aşı üreten bir ülke iken dışarıdan talep edip sorun yaşayan bir ülkeye dönüştüğümüzün altını çizen Özdağlı, “Maalesef bu ülkede aşı üreten Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü kapatıldı. Türkiye aşı üreten ve grip aşısı üretme teknolojisine sahip olan dünyaya aşı satan bir kurumdu. Aşı yüzde yüz çözüm değil ama kendi ülkemizde ürettiğimiz aşıyı şimdi yurt dışında bile bulmakta sorun yaşıyoruz. Bu da geldiğimiz durumu özetler belki.” şeklinde konuştu

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı