BölgeGenelGündemKeşanSiyaset

Bağımsız aday Ergin Arslan: “Edirne’deki milletvekillerinin karnesi zayıf”

Bağımsız Edirne Milletvekili Adayı Ergin Arslan, 11 Mayıs Perşembe günü Keşan FM’de Cavit Deniz moderatörlüğünde canlı yayınlanan “Seçim Özel” programına katılarak, ülke ve bölge gündemine dair sorulara cevap verdi.

Ergin Arslan, siyasi partilerdeki demokrasi eksikliklerinden dolayı bağımsız aday olduğunu belirtti.

Edirne’deki birçok milletvekili adayının yakınları dışında vatandaşlar tarafından tanınmadığını belirten Arslan; “ Adaylar tanınmıyor. Sahada olmayan adayların da halkın gündemiyle örtüşmesi mümkün değil. Sahada olup kendini tanıtan adayların da öncelikleri vatandaş değilse ve bir insanın oyunu önemsersen göstermelik gidersin. Uğrayıp el sallayıp gitmişler ama ben ortalama birer saat oturup konuştum. Benim adımın, Ergin Arslan olmamın hiçbir önemi yok. Önemli olan kimin ne yaptığı. Mesela size ‘Mehmet Akalın bu güne kadar ne yapmış?’ şeklinde soru sormuşlar.  Aslında bu çok önemli bir soru. Aslında burada sorulan şey bu güne kadar mal varlığı ve hizmetleriyle neler yaptığıdır.” dedi.

“Üretene ve turizme her zaman destek verdim”

Tarım ve bilişim sektörlerinde hizmet verdiğini kaydeden Arslan, milletvekilliğine, bugüne kadar yaptığı çalışmalarla aday olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Yöreseldeki bütün ürünlerin desteklenmesi konusunda belediyelerle ortak çalışmalar yürütüp, yazılım tarafları, dijital alt yapıları ve sosyal medyalarını hazırladım. Üreten kadınların kendi ürünlerini pazarlamaları ve dijital dünyadan pay almaları için onlara seminerler verdim. Bunun yanı sıra turizme her zaman destek verdim. ‘Saros’da Ne Nerede’, ‘Saros’da Kal’ gibi bu gölgede turizm alanında hizmet üretimi yapan işletmelerin de dijitalde tanıtımını yaptım.” ifadelerini kullandı.  

“Bölgede değişim böyle başlar..”

Saros Körfezi’nin turizm potansiyeline vurgu yapan Arslan, “Saros Körfezi, toprakları başka firmalara satılmadan, bölge insanlarının da gelirler elde edebileceği harika bir turizm bölgesi olmayı hak ediyor. İtalya ve Yunanistan’ın küçük sahillerinden çok büyük katma değerler üretiliyor ama biz bunu kendi bölgemizde uygulayamıyoruz. Bunun nedenleri insanlarımız değil. Onlara hizmet alanında götürdüğümüz şeyler, 30 yıl öncesinin düşüncesi. Hizmet kalitemizi artırarak  onlara verdiğimiz hizmetleri ve imkanları sağlamamız lazım.  Ama bunlar MUÇEV gibi yerlere vererek olmaz. Keşan’ın ve bölgemizin sağlam işletme sahipleri var. Onlarla istişarelerde bulunarak, turizm ve hizmet üretimindeki tecrübelerini alarak, Erikli’ye ve bölgemizin Enez gibi diğer alanlarına, siyasi otoritelerin istek veya baskılarıyla değil, sadece halkın görüşü alınarak hizmet ve imkanlar sağlanmalı. Böyle yapılırsa bazı şeyler değişmeye başlar.

“Milletvekili dokunulmazlığı ne için var?”

Karlıköy ve Yeşilköy bölgesinde ağaçların kesilerek ormanların yok olduğunu ve bu konuda hiçbir şey yapılmadığını belirten Arslan; “Ağaçlar kesilmeye başlandığında Muharrem İnce’nin sayfaları başta olmak üzere o dönemki AK Partinin siyasi kesimlerine, CİMERE ve Çanakkale Orman İşletme Müdürlüğü gibi birçok yere yazdım ama değişen hiçbir şey olmadı. Kamyonlarla çekilen o odunları görseniz içiniz yanar” dedi.

Ergin Arslan, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü; “Aday olacak milletvekillerini seçmen belirlemediği sürece ilçemizdeki ve bölgemizdeki sorunlar çözülmez ve halkımız kaderine terk edilerek yalnız kalır. Birileri bir şeyleri birilerinin güdümünde yapar, başka birileri de para kazanmak için için yapar ve biz de sadece izleyici oluruz. Örneğin; bizim köydeki ağaçları keserken sesimi çıkaramadım ve kendimden utandım. Pazar günü seçimi aldığım anda o makinalar oraya giremez. Dokunulmazlık birbirimize hava atmak için değil, o makinaları durdurmak için var. Binip götürürüm, ne yapabilir ki? Senin hakkını, toprağını ve ormanını savunan bir milletvekilinin olduğu bir yere girebilir mi?”

“Edirne ve ülkenin öncelikli sorunu tarım, bölgemizin ise depremdir”

Edirne ve bölgenin sorunlarına değinen Ergin Arslan; “Edirne’nin birinci sorunu tarımdır. Tarım alanındaki sorunlar çözülmez ise, dükkânlardan ürün satın alacak insanlar bulamayacağız. Bugün işletmelere sorduğunuzda, işlerinin en çok arttığı dönem olarak size harman zamanını söyler. Daha sonra kışın ortasına girildiğinde zorunu alışverişler başlıyor. Nakit paralar bittiğinde kredi kartı ile harcamalar başlıyor ve bir sonraki yaza borçlanılıyor. Kısaca; bu her yıl sizden değer olarak geri alınıyor. Çünkü üretilen ürünlerden elde edilen kazançlar, yaşamak istenilen hayata yetmiyor. Korona döneminde de olduğu gibi, marketteki raflar doluyorsa bu çiftçi sayesinde oluyor. Edirne ve ülkenin birinci sorunu tarımdır. Trakya bölgesinden aşağı Saros’a doğru inildiğinde ise bu bölgenin birinci sorunu da depremdir. Kısaca Trakya’nın yukarı bölgesinin en büyük sorunu tarımken alt bölgesinin sorunu ise depremdir. Bu durum değişmez.” ifadelerine yer verdi.

“Edirne’deki milletvekillerinin karnesi zayıf”

Vatandaşların Edirne milletvekilleri tarafından yalnız bırakıldığının altını çizen Arslan; “Bundan dolayı Edirne’deki milletvekillerinin karnesi zayıf. Bunu ben değil halk söylüyor. Halk yalnız bırakılıp, kaderine terk edilmiş. Başına bir şey geldiğinde siyasi olarak milletvekillerini bulamıyor. En büyük tepkilerden birisi de bu. İnsanlar artık üretimdeki, yollardaki sorunlarla ve maalesef hayvanlarla aynı şartlarda yaşamaya alıştıklarını söylüyorlar. İnsanlar en azından halinin hatırının sorulmasını istiyor. Beni vatandaşlar kendileri davet edip, geleceğimi camilerden anons ediyorlar” dedi.

“Eğer milletvekili seçilirsem bunu yapacağım..”

Aday olduktan sonra 252 köye gönderdiği taahhütname hakkında da açıklamalarda bulunan Ergin Arslan, şunları söyledi:
“Bağımsız milletvekili adayı olduktan sonra 252 köye taahhütname gönderdim. Gönderdiğim taahhütnameyi, ‘Eğer milletvekili olarak seçilirsem, her altı ayda bir köyünüze geleceğim. Gelmez isem 100 bin lira tazminat ödemeyi kabul ediyorum’ şeklinde yazıp imzaladım. Kazandıktan sonra da bunu resmi bir zemine taşıyacağım. Olur da gidemezsem, ‘Ben gelip sorununuzu çözemedim. Bu para da sizin annenizin ak sütü gibi helaldir’ diyerek, o 100 bin lirayı muhtarlığa teslim edeceğim. Ben insanlarımızı kesinlikle yalnız bırakmayacağım. Her 6 ayda bir köylere gideceğim. Çağıran her yere de gideceğim çünkü benim işim bu. Milletvekillerinin yapması gereken bu ama diğerleri bunu yapamadı.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu