Gündem

DİSK Trakya Bölge Temsilciliğinden “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” açıklaması

DİSK/Genel İş Sendikası Keşan Belediyesi İşyeri Temsilciliği tarafından “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” nedeniyle, basın açıklaması gerçekleştirildi. Dün Keşan Belediyesi Fen İşleri ve Kademe Şantiyesi’nde düzenlenen açıklamaya; DİSK Trakya Bölge Temsilcisi Salim Şen, DİSK/Genel İş Sendikası Keşan Belediyesi İşyeri Temsilcileri ve sendika üyeleri katıldı.
Konuyla ilgili basın açıklaması DİSK Trakya Bölge Temsilcisi Salim Şen tarafından okundu.

“Herkes eve kapanırken bizler çalıştık, çalışıyoruz”

Açıklamasına, “Biz belediye işçileriyiz, kentlerde, köylerde bu ülkenin her karışında biz varız.” diyerek, başlayan Şen, şunları söyledi: “Gün ışımadan sokakları süpüren biz, gece çöpleri toplayan biz, halk sağlığı için koşturan biz, yolları açan da yapan da biz, ulaşımı sağlayan biz, park ve bahçelerde biz varız. Herkes eve kapanırken bizler çalıştık, çalışıyoruz. Her türlü bulaşı riskine rağmen sürdürdüğümüz kamu hizmeti ile kentleri yaşatıyoruz. Zor günlerden geçiyoruz; emeğin baskı altına alındığı, sefalet ücretlerinin dayatıldığı, sendikal hak ve özgürlüklerin saldırıya uğradığı, işsizliğin rekorlar kırdığı, demokratik kazanımlarımızın yok sayıldığı, sosyal devlet mekanizmalarının yetersiz kaldığı, ekmeğimizin her geçen gün küçüldüğü bir dönemdeyiz. Ama eşitlikten, emekten yana demokratik bir ülke yaratma mücadelemizden vazgeçmiyoruz. ‘Umut Yan Yana’, mücadele yan yana diyoruz! Selam Olsun Türkiye İşçi Sınıfına, Selam Olsun Yaratana; İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs, 19. yüzyılda uzun çalışma saatlerinin kısaltılması için verilen mücadelenin sonucunda ortaya çıktı. O günlerde 1 Mayıs ‘8 saat çalışmak, 8 saat dinlenmek ve 8 saat canımızın istediğini yapmak’ olarak ifade ediliyordu. İşte o günden bugüne 1 Mayıs Dünya işçilerin birlik, mücadele ve dayanışmasının adı oldu. Bugün de sermayenin rüyası 19. yüzyılın işçiye cehennem olan koşullarında üretimi sürdürmek. Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş; bu rüyalar boş, sermayeye dur diyeceğiz, geçit vermeyeceğiz! Kapitalizm eşitsizlik yayıyor! Bir yılı aşkın süredir devam eden salgın, küresel kapitalizmin ve ülkemizin birikmiş sorunlarının derinleşmesine neden oluyor. Özelleştirmelerin, kamunun yağmalanmasının ağır sonuçlarını bütün insanlık yaşadı. Tüm dünyada ve ülkemizde neoliberal uygulamalarla kamusal sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerinin ne kadar zayıflatıldığını ve bu halin büyük sosyal güvenlik ve halk sağlığı sorunlarına yol açtığını gördük, görüyoruz.”

“Aşıların patentini elinde bulunduranlar insan canı üzerinden kâr sağlamanın peşinde”

Salim Şen, açıklamasına şöyle devam etti: “Yapılan tahminlere göre; salgın ile birlikte 119 ila 124 milyon kişi aşırı yoksulluk çekenler arasına katıldı. 16 aya yakın bir süre içinde tüm dünyada 2,7 milyon insan COVİD-19 yüzünden hayatını kaybetti. COVİD-19 salgını mevcut dünya sistemindeki eşitsizliğin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Dünyada aşıya erişim eşit değil, bulunan aşıların patentini elinde bulunduranlar insan canı üzerinden kâr sağlamanın peşinde. Pandemiden kâr olmaz, herkese aşı sağlansın! Salgınla birlikte otoriter eğilimler güçleniyor. Dünya halklarını derinden sarsan, daha çok işsizliğe ve yoksulluğa mahkûm eden bu salgın karşısında gelir eşitsizliği derinleşirken iktidarların göstermiş olduğu refleks baskıcı ve hukuk tanımaz yöntemlerin öne çıkarılması oldu.

“Baharı da getireceğiz, umudu da yeşerteceğiz”

Sömürünün katmerlenerek artacağı, yönetim biçimlerinin çok daha otoriter olacağı bir dünya yaratılmak isteniyor. Buna izin vereceğimizi sananlar boş hayaller kuranlardır. Baharı da getireceğiz, umudu da yeşerteceğiz. Salgın ile birlikte ülkede emek ve demokrasi krizi büyümeye devam ediyor. İktidar salgın sürecinde zorunlu mal ve hizmet üretimi dışında üretimin durdurulmasına, ücretli izin uygulanmasına, tüm çalışanların gelirlerinin güvence altına alınmasına, işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanma koşullarının kolaylaştırılmasına, fatura ve kredi borçları ertelenmesine ilişkin temel taleplerimize kulak tıkadı. Tüm kaynaklarını sermaye için seferber etti. İktidar demokrasi taleplerinin sesini kısarak emeğin de sesini kısmaya çalışıyor. Halkın iradesi yok sayılıyor, TBMM işlevsizleştiriliyor, hukuk ortadan kaldırılıyor ve adalet mekanizması daha çok siyasallaşıyor. İşçilerin, öğrencilerin, kadınların hak arama mücadeleleri iktidarın orantısız şiddetiyle bastırılmaya çalışılıyor. Kadın işsizliği yükselirken, salgında kadınların ev içi iş yükünü daha fazla artarken, cinsiyetçi toplumsal iş bölümünü derinleşirken ve kadına yönelik şiddet artarken, bir gece İstanbul Sözleşmesi hukuksuz bir şekilde yürürlükten kaldırılabiliyor. İstanbul sözleşmesi yaşatır vazgeçmeyeceğiz!”

“COVİD-19 iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilsin”


Şen, açıklamasını şöyle tamamladı: “İşçi sınıfı mücadelesi ile zincirler kırılacak karanlık aydınlanacak! İşçilerin talebi, emekçilerin, halkın ve toplumun ihtiyaçlarını önceleyen eşitlikçi, demokratik, kamucu ve sosyal adalet ilkelerine dayanan yeni bir toplumsal düzendir. 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde; işçi sınıfı mücadelesinde yitirdiğimiz bütün sınıf kardeşlerimizi, ülkemizde işçi sınıfına önderlik eden başta Abdullah Baştürk ile Kemal Türkler’i ve direnişlerde ve mücadelede yitirdiğimiz tüm yoldaşlarımızı saygıyla anıyoruz. İnsanlığın ve ülkemizin geleceği için herkese ücretsiz evrensel aşı hakkı, işe gitmek zorunda olan tüm işçilere öncelikle ve hızla aşı, sömürüsüz, baskısız, insan onuruna yaraşır iş, gelir ve sosyal güvenlik hakkı, demokrasi, eşit ve adil bir bölüşüm, sosyal adalet, evrensel sendikal hak ve özgürlükler, belediye şirket işçilerine kadro ve eşit haklar eşit işe eşit ücret, kamusal, nitelikli, parasız ve erişilebilir sağlık ve eğitim, savaşsız, şiddetsiz bir yaşam, İstanbul sözleşmesi uygulansın, salgında iş ve gelir kaybına uğrayan işçilere ve hanelere asgari gelir desteği sağlansın. COVİD-19 iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilsin, kamu istihdamı artırılsın, istiyoruz! Hukuksuz olarak, işten edilmelere Kod-29 zulmüne, ücretsiz izin uygulamasına, işsizlik sigortası fonunun talan edilmesine, asgari ücretten alınan vergilere, doğanın talanına ve sömürüsüne son verilsin istiyoruz!”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu