ÇevreGenelKeşanTürkiyeYaşam

Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Özdağlı: “Susuzluk krizi, geleceğin en büyük tehdidi!”

Keşan Kent Konseyi Başkanı Dr. Uğur Özdağlı, iklim krizi, sanayi ve yanlış tarım politikalarının Türkiye’yi hızla bir susuzluk felaketine sürüklediğini belirterek çözüm önerilerini paylaştı.
Dr. Özdağlı, “Petrolün alternatifi var ama suyun alternatifi yok. Su biterse, hayat biter” dedi.

“Yıllardır uyarıyoruz, kimse duymadı!”

Kurak yazlar, kontrolsüz büyüyen metropoller ve yanlış politikaların susuzluk krizini tetiklediğini belirten Dr. Özdağlı, yıllardır yapılan uyarıların dikkate alınmadığını vurguladı:

“Ormanlar, tarım arazileri ve kıyılar inşaat uğruna talan edildi. RES ve GES’ler tarımın ortasına dikildi. Madenler binlerce litre temiz suyu harcadı. ‘Doğayla mücadele edilmez, onunla uyum içinde yaşanır’ dedik, ama ikna edemedik.”

Özdağlı, Uşak’ta bir maden şirketinin şehrin suyunu tükettiğini, halkın sadece günde 3–4 saat su alabildiğini hatırlatarak, “Her yaz aynı tablo: ‘Şehrimizin suyu şu kadar gün kaldı…’ Oysa dünyada suyun kullanımı önce insanlar ve diğer canlılar, sonra tarım ve sanayi için planlanır” şeklinde konuştu.

Trakya’da tehlike büyüyor

Trakya bölgesinde de benzer sorunların yaşandığına dikkat çeken Dr. Özdağlı, DSİ’nin Çorlu ve Çerkezköy sanayisinin su ihtiyacını karşılamak için Meriç Nehri’nden baraj ve istasyonlarla su aktarmayı planladığını şu sözlerle hatırlattı:

“Çakmak ve Hamzadere barajları bile Meriç’ten yeterince su depolayamıyor. Enez’de tarım alanlarına tuzlu su girince panikle yeniden Meriç’ten su verildi. Köylerde büyük üreticiler derin kuyularla çeltik sularken çeşmeler kuruyor. Bu sadece bugünün değil, geleceğin suyunu da çalmak demek.”

“Su petrolden daha değerli”

Su krizinin küresel boyutuna da değinen Özdağlı, suyun stratejik bir güç haline geldiğini ifade etti.
Özdağlı, “Bugün İsrail’in Golan Tepeleri’ne bakışını hatırlayın; mesele petrol değil, su. Mezopotamya’da, Irak ve Suriye’de Dicle ve Fırat için verilen mücadele, suyun petrolden daha değerli olduğunu gösteriyor.” dedi.

Tarım ve Gıda Güvenliği tehlikede

Yanlış tarım politikalarının küçük üreticiyi yok ettiğini vurgulayan Özdağlı, şu eleştirilerde bulundu:
“Sanılıyor ki büyük sermaye tarımı ele geçirince üretim artacak, fiyatlar düşecek. Dünyada bunun örneği yok! Bugün samanı, eti, sütü ithal ediyoruz. Zeytin ağaçlarını bile talan ettiler. Köylü, kendi toprağında sermayenin ırgatına dönüştürüldü.”

Çözüm önerileri

Özdağlı, su ve tarım krizine karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:

  1. Sulu tarımı yeniden planlamak: Açık sulamanın yerine damla sulama hızla yaygınlaştırılmalı.
  2. Yağmur ve yeraltı sularını değerlendirmek: Kışın boşa denize akan yağmur göletlerde toplanmalı.
  3. Denizden tatlı su üretmek: Güneş panelleriyle desteklenen arıtma santralleri kurulmalı.
  4. Yerli üretimi planlı hale getirmek: Ürün fiyatları tarlaya ekildiğinde belirlenmeli.
  5. Köylerde üretim çeşitliliği sağlamak: Seracılık ve gıda güvenliği muhtarlıklarca koordine edilmeli.

“Suyun alternatifi yok”

Dr. Özdağlı açıklamasını, “Petrolün alternatifi var, elektriğin alternatifi var. Ama suyun alternatifi yok. Eğer akılcı ve bilime dayalı kararlar almazsak halk kendi toprağında hem susuz hem aç kalacak. Ama suyu korur, tarımı planlar, denizden bile hayat üretirsek bu toprakların efendisi olmaya devam ederiz” sözleriyle tamamladı.

Reklam

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu