
SOL Parti, tarım politikalarının üreticiyi yoksullaştırdığını belirterek, çiftçilerin borçlarının silinmesi ve kamusal alım garantisi talebiyle mücadele çağrısı yaptı.
SOL Parti Keşan İlçe Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, tarımda yaşanan kriz ve üreticilerin artan borç yüküne dikkat çekildi.
“Toprak bizim, emek bizim! Değiştireceğiz! Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!” sloganıyla yapılan açıklamada; geçimlik tarım yapan çiftçilerin borçlarının silinmesi, iklim krizi kaynaklı zararların tazmin edilmesi ve üreticilere kamusal alım garantisi verilmesi talepleri sıralandı.
Parti, “Bu mücadele sadece çiftçinin değil, halkın ortak geleceğinin mücadelesidir” diyerek, herkesi örgütlenmeye çağırdı.
SOL Parti Keşan İlçe Başkanı Ali Erol Durmaz’ın açıklaması şöyle:
“AKP’nin tarım politikaları, üretimi çökertti, üretenleri yoksulluğa mahkûm etti.
Üreticiler ağır borç yükü altında üretemez hale getirildi; emekçi halk derinleşen açlık, yetersiz beslenme ile karşı karşıya bırakıldı.
Tarımın şirket eliyle yok edilmesine, üreticinin ağır borç yükü altında boğulmasına izin vermeyeceğiz.
Bugün en başta, üreticinin acil taleplerinin karşılanması için mücadeleye çağırıyoruz.
SOL Parti öncelikle;
* Geçimlik tarım yapanların birikmiş elektrik, su ve Ziraat Bankası borçları silinmesi, iklim krizi kaynaklı tüm zararların tanzim edilmesi ve alım fiyatlarının insanca yaşanabilecek bir ücret olarak belirlenmesi; tüm üreticiler için kamusal alım garantisi sağlanması talepleri etrafında tüm üreticilerle omuz omuza mücadele edecektir.
*Bu çöküşten gerçek ve kalıcı çıkış yolu tarımsal üretimin yeniden örgütlenmesinden geçiyor.
Toplumun ortak yararı için; çiftçiden tüketiciye herkesin hakkını gözeten yeni bir tarım düzeni mümkün!
Gıda egemenliği için, emeğimizin karşılığı için, toprağımız ve geleceğimiz için bu yolda birlikte mücadele etmeye, örgütlenmeye çağırıyoruz;
1- Topraklarımız üzerinde işgalci konumundaki tüm emperyalist tekeller ve tüm şirketler kovulacak; tohum yasası gibi şirket ve piyasa egemenliğine yol açan tüm yasalar ve DTÖ-IMF-DB başta olmak üzere tüm emperyalist kurumlarla yapılan ikili anlaşmalar iptal edilecek.
2- Özelleştirilen tüm kamu kurumları geri alınacak; üreticiler her düzeyde söz, yetki ve karar sahibi kılınacak.
3- Tarım alanlarını yok eden maden, enerji ve inşaat projelerine son verilecek; köy tüzel kişilikleri ve ortak mallar geri verilecek; endüstriyel şirket tarımı sonlandırılacak, köylüyü şirketin kölesi yapan sözleşmeli tarım modeli kaldırılacak. Bunların yerine Türkiye’de tarım halkın gıda egemenliği temelinde yeniden örgütlenecek; bu yolda çiftçilerin bağımsız üretim yapmasının yegane yolu olan agroekolojik üretime geçilecek; yerel tohum, ekolojik üretim ve mera hayvancılığı desteklenecek. Üretici örgütlenmelerinin önündeki engeller kaldırılacak, demokratik kooperatifleşmenin yolu açılacak.
Bu mücadele sadece çiftçinin değil, halkın ortak geleceğinin mücadelesidir.
Toprak bizim, emek bizim, üretim bizimse söz de bizim olacak.
Çiftçiyi ezen, halkı açlığa mahkûm eden bu düzeni birlikte değiştireceğiz. Üreten biziz, yöneten de biz olacağız.”



