
Trakya Platformu ve Trakya Kent Konseyleri tarafından Trakya’nın ekolojik dengesini korumak ve geleceğine sahip çıkmak için Kırklareli’nin Vize İlçesi’nde düzenlenen “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz!” başlıklı panelin sonuç bildirgesinde, planlanan nükleer santral projesinin çevre, yaşam hakkı ve kamu yararıyla bağdaşmadığı vurgulandı..
Keşan Kent Konseyi’nin de bileşeni olduğu Trakya Platformu ile Trakya Kent Konseyleri Birliği öncülüğünde, Trakya Belediyeler Birliği’nin desteğiyle düzenlenen “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz!” panelinin sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.

Keşan Kent Konseyi‘nden yapılan açıklamada; 18 Nisan 2026 Cumartesi günü Kırklareli’nin Vize ilçesinde gerçekleştirilen panele bilim insanları, hukukçular, yerel yöneticiler ve bölge halkının katıldığı belirtildi. Açıklamada, panel sonunda yapılan değerlendirmelerde, Trakya’da planlanan nükleer santral projesine yönelik geniş bir toplumsal karşı duruş olduğu ifade edildi.
Moderatörlüğünü Avukat Bülent Kaçar’ın üstlendiği panele konuşmacı olarak; Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz, Halk Sağlığı Uzmanı Faruk Yorulmaz, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doğanay Tolunay, Sosyolog ve Nukleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan ile İstanbul Barosu eski Başkanı İbrahim Kaboğlu (online) katıldı.

“Kamu yararıyla bağdaşmıyor”
Yaklaşık 14 bin dönümlük alanda planlanan projenin, kamu yararı, çevre hakkı ve yaşam hakkı ilkeleriyle örtüşmediği belirtilen bildirgede, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın sağlıklı çevrede yaşama hakkını güvence altına aldığı hatırlatıldı.
Ekolojik risk vurgusu
Proje alanının orman, tarım arazisi ve içme suyu koruma alanı içinde yer aldığına dikkat çekilen bildirgede, Istranca Ormanları ve longoz ekosistemlerinin tehdit altında olduğu ifade edildi. Bölgenin, dünya çapında nadir görülen subasar orman ekosistemlerinden biri olduğu kaydedildi.
Ayrıca santralin, Longoz Ormanları Milli Parkı’na yakınlığı nedeniyle ekosistem üzerinde ciddi baskı oluşturabileceği vurgulandı.

“Nükleer risk sınır tanımaz”
Bildirgede, nükleer santrallerde riskin sıfırlanamayacağına dikkat çekilerek, olası bir kazanın etkilerinin yalnızca proje alanıyla sınırlı kalmayacağı, Marmara ve Karadeniz havzasını etkileyebileceği ifade edildi.
Radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine de değinilen açıklamada, özellikle çocuklar açısından risklerin daha yüksek olduğuna işaret edildi.
“Yenilenebilir enerji vurgusu”
Enerji politikalarına da yer verilen bildirgede, Türkiye’nin mevcut kurulu gücünün yeterli olduğu, nükleer enerjiye kısa vadede ihtiyaç bulunmadığı belirtildi. Rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynakların daha güvenli ve ekonomik olduğu ifade edildi.
Süreç eleştirildi
Projenin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmediği savunulan bildirgede, yerel halk ve bilim insanlarının karar alma süreçlerine yeterince dahil edilmediği kaydedildi.

“Trakya yaşam alanıdır”
Trakya’nın yalnızca bir bölge değil, geniş bir coğrafyanın hava, su ve tarım kaynağı olduğu vurgulanan bildirgede, kısa vadeli enerji politikaları uğruna uzun vadeli risklerin göze alınamayacağı ifade edildi.

Sonuç ve çağrı
Bildirgede, nükleer santral projesinin durdurulması, sürecin bilimsel ve katılımcı bir şekilde yeniden ele alınması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik verilmesi çağrısı yapıldı.
Açıklamada, “Yaşam hakkını savunan tüm paydaşlar olarak bu sürece karşı durmaya devam edeceğiz” denildi.
Panelde sunumların gerçekleştirilmesinin ardından program, soru cevap bölümü ile sona erdi.



