
Edirne İl Genel Meclisi’nin Keşan’dan Yeni Partili Üyesi Aladdin Öztürk, S.S. 105 No’lu Motorlu Araçlar Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanı Sebahattin Şengün’ün Keşan esnafına destek çağrısında bulunarak BAYKAR yöneticileri Selçuk ve Haluk Bayraktar‘a yönelik yaptığı açıklamaya yanıt verdi.
Şengün’ün, açıklamasını değerlendiren Öztürk, Keşan esnafının yaşadığı ekonomik sıkıntıların yalnızca büyük şirketlerin harcamalarıyla çözülemeyeceğini belirterek, ekonomik politikaların ve Saros Körfezi’nin imar sorununun sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Şengün’ün açıklamalarına fotoğrafa tıklayarak erişebilirsiniz.

Öztürk, açıklamasında şunları dile getirdi:

“Mesele, Keşan esnafının bugün neden milyarlık şirketlerin harcamasına umut bağlamak zorunda bırakıldığıdır”
“12.09.2026 tarihinde yerel basında yayımlanan açıklamanızı dikkatle okudum. Bu nedenle birkaç söz söyleme gereği duydum. Değerli Sebahattin arkadaşım; Bugün çıkmış, ‘Keşan esnafına destek olun’ diyorsunuz. Olalım!
Minibüsçü kazansın, lokantacı kazansın, otelci kazansın, çiftçi kazansın, Keşan esnafı kazansın. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu esnaf bugün neden bu kadar zor durumda? Minibüsçünün mazotu pahalıysa, lokantacının maliyeti katlandıysa, otelci müşteri bulmakta zorlanıyorsa, çiftçinin beli girdi maliyetleri altında bükülüyorsa, esnaf kredi borcunu çeviremiyorsa..
Bütün bunlar dün mü oldu? Hayır!
Yıllardır uygulanan ekonomik politikaların sonucunu bugün hep birlikte yaşıyoruz.
Ve yıllardır bu politikaları savunanlar bugün dönüp: “Baykar Keşan’dan minibüs kiralasın, yemeğini Keşan’da yesin, otelinde kalsın.” diyor.
Elbette kalsın! Elbette yesin! Elbette minibüs kiralasın! Hatta daha fazla hizmet alsın.
Ama kusura bakmayın Sebahattin arkadaşım!
Bir ülkenin ekonomik politikasının sorumluluğunu, bir şirketin kaç minibüs kiralayacağına yükleyemezsiniz.
Çünkü mesele Baykar değil.
Mesele, Keşan esnafının bugün neden milyarlık şirketlerin harcamasına umut bağlamak zorunda bırakıldığıdır.”
“O zaman biraz da gerçekleri konuşalım”
“Akaryakıt zamları karşısında ne yaptınız? Vergi yükü artarken ne söylediniz? Faizler yükselirken ne dediniz? Hayat pahalılığı vatandaşın belini bükerken ne yaptınız? Esnaf borçlanırken, kepenk kapatırken, gençler iş ararken hangi politikaları savundunuz?
Eğer bunların hiçbirini savunmadıysanız; yıllardır neyi savundunuz?
Bugün ‘Esnafa destek olun’ demek kolaydır. Zor olan, esnafı bu hale getiren ekonomik düzeni sorgulamaktır.
Bir de ‘Bereket paylaşıldıkça çoğalır’ demişsiniz.
Güzel söz. Ama insan sormadan edemiyor: Bereket sadece ihtiyaç olduğunda mı paylaşılır?
Keşke iktidarın nimetleri paylaşılırken de aynı hassasiyet gösterilseydi.
Bugün esnafa sahip çıkmak için Baykar’ın kapısını göstermek yerine, biraz da yıllardır savunduğunuz politikaları sorgulayın.
Çünkü devletin görevi, esnafı günübirlik desteklere veya büyük şirketlerin harcamalarına mahkûm etmek değildir.
Devletin görevi; esnafın kendi ayakları üzerinde durabileceği, üreticinin üretebileceği, gençlerin iş bulabileceği adil ve sürdürülebilir bir ekonomik düzen kurmaktır.”
“Gelelim Saros’a”
“‘Kursiyerlerinizi bir kere de Saros’a götürün, Saros Körfezi’ni tanısınlar’ diyorsunuz. Sonuna kadar katılıyorum. Gelsinler, Saros’u görsünler. Sahillerimizi tanısınlar, Keşan’ı tanısınlar. Bugün kursiyer olarak gelen insan, yarın ailesiyle birlikte Saros’a tatile gelebilir, otelimizde kalır, lokantamızda yemek yer, minibüsümüze, taksimizi biner, esnafımızdan alışveriş yapar.
Bu, Keşan ekonomisi için gerçek bir kazanımdır.
Ama Sebahattin arkadaşım; Saros’un sadece tanıtıma değil, çözüme ihtiyacı var. Saros Körfezi’nin de esnafı var. Ev yapmak isteyen insanımız var. İşyerini büyütmek isteyen esnafımız var. Turizm yatırımı yapmak isteyen insanımız var.
Peki bunlar ne olacak?
Yaklaşık on yıldır çözülemeyen Saros’un imar sorununu ne zaman çözeceksiniz?
İnsanlarımız evini yapamıyor. Esnafımız işyerini büyütemiyor. Yatırımcı önünü göremiyor. Turizm potansiyeli gerektiği gibi değerlendirilemiyor.
Sonra çıkıp: ‘Saros’u tanıtın, esnafa destek olun.’ diyoruz. Olalım!
Ama önce insanların Saros’a yatırım yapabilmesinin önünü açın.”
“Üyesi olduğunuz partinin “Çalışkan” milletvekiline de çağrımızdır”
“On yıldır çözülemeyen Saros Körfezi’nin imar sorununu artık çözün! İnsanlarımız evini yapabilsin. Esnafımız işyerini yapabilsin.
Turizm yatırımcısı önünü görebilsin. Saros’un ekonomisi büyüsün. Keşan’ın gençleri iş bulabilsin. Saros’u sadece seçim önemlerinde hatırlamayın. Saros’un fotoğrafını paylaşmak kolaydır. Saros’un sorununu çözmek marifettir.
Biz Baykar Keşan’dan hizmet almasın demiyoruz. Alsın.
Hatta daha fazla alsın.
Kursiyerler Saros’a gelsin; gelsin. Turistler Saros’a gelsin; gelsin. Keşan esnafı kazansın; kazansın.
Ama bütün bunları günübirlik siyasi söylemlere sıkıştırmayalım. Keşan’ın ekonomik geleceğini birkaç minibüs kiralamasına bağlamayalım. Kalıcı çözümler konuşalım. Esnafın üzerindeki yükü konuşalım. Tarımın sorunlarını konuşalım. Turizmin önündeki engelleri konuşalım. Saros’un imar sorununu konuşalım. Ve en önemlisi…
Bu ekonomik düzenin neden insanlarımızı bugün başkalarının desteğine muhtaç hale getirdiğini konuşalım.
Çünkü mesele gerçekten minibüs değil.
Mesele, yıllarca yanlış otobüse binip son durakta minibüsçüden yardım istemektir.
Sebahattin arkadaşım… Canım arkadaşım…
Artık minibüsçüye: ‘Bizi kurtar.’ demek yerine, biraz da otobüsün hangi yöne gittiğine bakmanın zamanı gelmedi mi?
Çünkü yanlış istikamette giden otobüsün yolcularına, “Merak etmeyin, minibüsçü yardım eder.” diyerek ülke ekonomisi yönetilmez.
Keşan’ın esnafı sadaka değil, adil ve sürdürülebilir bir ekonomi istiyor.
Saros’un insanı reklam değil, çözüm istiyor.
Bu ülkenin insanı bahane değil, hesap verebilirlik istiyor.
Ve biz sormaya devam edeceğiz: Dün neyi savundunuz? Bugün neden şikayet ediyorsunuz? Yarının faturasını kime çıkaracaksınız?
Çünkü mesele minibüs değil. Mesele düzen. A benim iki gözüm.”



